Müzmin Bekar

Müzmin Bekar

MÜZMİN BEKAR

Yıllardır evlilik arayışı içinde olup da evlenemeyen ender insanlardandı. Herkesin ortak derdi olmuştu. Sorulara sıkılsa da cevap veriyordu. Kiminin boyunun uzunluğundan, kimiyle frekanslarının uyuşmayışından, bazısının onu beğenmemesinden onlarca anısını vardı. Yaşı ilerledikçe daha seçici davrandığını gizlemeye çalışarak “Ben de istiyorum evlenmeyi ama olmayınca olmuyor!” diye dert yanardı. Saçları hafiften dökülmeye başlayınca vakit geçirmeden Ankara’da saç ektirmişti. Gözleri altındaki morluklar daha belirgin hal almaya başlamıştı. Şairin yolun yarısı, dediği yaşı geçeli altı yıl olmuştu. Şakaklarındaki beyazlığı Hint kınasıyla kapatıyordu. 

Mürüvvetini görebilmek arzusuyla çalmadık kapı, görmedik gelin adayı bırakmayan annesini de geçtiğimiz ay kaybetmişti. 
Evde tek başınaydı. Özenle tarayıp briyantinle parlattığı saçlarını kendi haline bırakmış, ütülü kumaş pantolonlarının yerini kotlar almıştı. Düzenli olarak gittiği Rafet’in kahvesine de gitmiyor, arkadaşlarından her geçen gün uzaklaşıyordu artık. 

O hafta mahalledeki tüm komşular Serpil’in Almanya’dan dönüşünü konuşuyorlardı. O da sokakta oynayan komşu çocuklarının kendi aralarında yüksek sesle konuşmalarından öğrenmişti. 

Yirmi yıl önce gitmişlerdi ailecek. Bütün mahalle toplanmış gidişlerine ağlaşmıştı. Su dökmüşlerdi adet olduğu üzere. Varacakları yere kazasız belasız varsınlar diye. İlk zamanlar her yaz bir aylığına tatile gelirlerdi. Yıllar geçtikçe üç yılda bir, dört yılda bir gelir olmuşlardı. Önce annesinin cenazesini getirmişti gurbetten, iki yıl sonra da babasınınkini… Serpil mahallenin içi içine sığmayan esmer güzeliydi. Kimler kimler istemişti de olmamıştı. 

Her ne olmuşsa olmuş, neşet ettiği topraklara tamamen dönmeye karar vermişti. 

Küçücükken el ele tutuşup oynadıkları ”kutu kutu pense”  oyununun coşkusuyla ciğerlerini havayla dolduruyordu. Her nefes verişte  hava, masal kuşu hafifliğiyle semaya karışıyordu. Tazeleniyor, yenileniyor, onca zamandır üzerinden bir türlü atamadığı uyuşukluk yerini farklı bir heyecana bırakıyordu.  Yabani kuş meskenini andıran evi toparlamakla başladı işe. Boya, badana, eşyaların yerinin değişmesi… Naftalin kokan gardıroptan kumaş pantolonlarını çıkardı. Üstü küllenmiş duygular esir alıyordu benliğini. Bakımsız bahçelerin tarumarlığından farksız olan saçlarını şekle şemale sokmak için berbere gitti. 

Acı veren hislerin hüküm sürdüğü yalnızlıkla söyleştiği günlerin geride kalacağını düşündü. Körkuyu başlarını bekleyerek nasılda kendisine işkence ettiğine hayıflandı. Kapıların huzura aralanacağına inancı iyiden iyiye artıyordu. 

Umut ağacına tazecik dilekler iliştirmeliydi. Evlerin cumbasındaki rengarenk ortancalar daha bir güzel göründü. Karanfillerin rayihası her zamankinden daha belirgindi. Sokak değişmişti sanki… Ayrı bir canlılık… Çocukların coşkusu da arttı… Kafası öne eğik değildi. Gördükleriyle ruhunun derinlerinden gelen şevkle muhabbet ediyordu. 

Erkenden uyanmış, duş almış, kumaş pantolonunu giymiş, özenle taradığı saçlarına briyantin sürmüş evden çıkmıştı. 
Sokak başından gelen arabayı gördü. Portbagajı olan civciv sarısı mercedes, sokağın başında göründü. Hazırlıksız yakalanmıştı. Çöp tenekelerinden zıplayan kediden korkan çocuk hissiyle geri dönmeyi düşündü. Vazgeçti. Yürümeye başladı. Araba yaklaşıyordu. Sebepsiz duyguların tesiriyle adımlarını kendi haline bıraktı. 

Mercedes durunca o da durdu.

Orta yaşı gerilerde bırakmış olmasına rağmen; bukle bukle saçları, yay gibi uzanan kaşları, derin izlerin  düz hat oluşturduğu dar alnı, çizgileri kaybolsa da diriliğini koruyan gövdesiyle ben hala gencim der gibiydi.  Dolgun dudaklarındaki gülümsemesiyle ortaya çıkan şuhluğu hiç değişmemişti.  Camı açınca klimanın serinliği yüzünü serinletti.
Göz göze geldiler. 

Kısa süren sessizliğin ardından beyin duvarlarını yıkan yılların birikimiyle” Hoş geldiniz!” dedi.  Gözü yan koltuktaki adama kaydı. İri kıyım, saçları kısa kesilmişti. Mavi gözleriyle ona bakıp gülüyordu.

Sibel, memlekete kavuşmanın hevesini barındıran sesle “Hoş bulduk!” dedi ve ekledi “Bu Hasan. Benim için din değiştirip Müslüman oldu”.

Musa AVCI

1 YORUMLAR

    Bu KONUYA henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu sen yaz...
YORUM YAZ